Beyoğlu’ndaki Camii

Beyoğlu’ndaki Camii

Ey atamın bedeni! Diril bir anlığına!
Titret yeri bir lahza, göz at vatanlığına.

 İşte Beyoğlu burda, hurda insan her yanı,
Ortasında “mabedin” kalmamış ağlayanı.

 Vakidir tek hıçkırık asırlar evvelinden,
Güç bela duyuluyor mezar mezar derinden.

 “Bu imansız muhitte öyle yalnızsın ki sen,
Bir arkadaş bulurdun ruhumu görebilsen.”

Mabed dedi “İçim boş, etrafım kalabalık;
Kedi, köpek bir kısmı, harici hep yaratık.”

Rezillerle doluymuş mübarek bir köşesi,
Hepsinin ellerinde türlü içki şişesi.

 Öte yanı hayasız dilencilere kalmış,
Para, mal, mülk var da arları eksik kalmış.

 Dört yanında şuh sesler, erkekte kalmıyor us.
Ne kadında, ne erde birinde yok mu namus?

Ulu Rabbim, sen tüket şu tükenmez geceyi,
Yalnız sen dindirirsin bu hazin işkenceyi.”

 Zaten kimi istesen müşrik, münkir, münafık
Sürüyle burada da kaybolmuş müslümanlık.

Mabed dedi: “Allah’ım mümin kula hasretim.
Güneş doğsun batıdan bitsin bu eziyetim.”

İçine kapanıyor bir çocuk gibi mahzun,
Kubbesi küçülürken duvarlar uzun uzun…

Devamlı Islak yüzüm rüzgarla kesmiş katı.
Nerde şüheda ruhu, nerde şahlanan atı?

Ağlasak “İsyan!” derler, sükûtlar olur “İkrar!!”
Şaşırdım ne yapsak ki halet etmesin tekrar.

 Hasan Aktaş